VDSL’in en büyük sorunu, 55 Mbit hıza çıkıldığında, santralle verinin aktarılacağı mesafenin 300 metreyi geçemiyor olması. Aslına bakarsanız, bu kısıtlama, bu kadar yoğun olmasa da, ADSL’de de var. Gerek ADSL, gerek VDSL2 bakır telefon kablolarını kullanıyor; ancak mesafeyi artırmak için, alıcı ile verici (santral ve Internet kullanıcısının modemi diyebiliriz) arasına fiber optik kablo döşeniyor. Fiber optik kablodaki kayıplar çok daha az olduğundan, iletim mesafesi bu şekilde artırılabiliyor. Yoksa sadece bakır kablo ile, ADSL’de 1 Mbit bağlantı bile, 1 km ile sınırlı. (Rakamları yaklaşık olarak veriyorum; zira hava sıcaklığı bile bu mesafeyi ve hızı etkileyen bir faktör)
Hal böyle olunca, Türk Telekom, VDSL2 portlarını satabilmek için birçok yerde fiber optik kablo döşemek zorunda kalacak. Aslında büyük şehirlerde altyapı söylenildiği kadar kötü değil; özellikle de zengin, Internet kullanıcısının yoğun ve kümelenmiş olduğu bölgelerde. Yine de, mevcut altyapı doğru dürüst ADSL / ADSL2 hizmeti sağlamak için bile yeterli değil; bütün bu verilerin ışığında, en azından 2008′in başını baz alarak, ben ancak 500 metre yarıçaplı bir alanda VDSL2 hizmetine geçilebileceğini, ancak altyapının iyileşmesi ile bu mesafenin artabileceğini düşünüyorum.
Yalnız, IP TV dengeyi biraz bozabilir. Örneğin, IP TV hizmeti almak isteyen bir blok, belli bir altyapı maliyetini üstlenmeye razı olursa ve VDSL limitlerinin çok fazla dışında değilse, bu bloğa VDSL gelebilir. Zira, Aydın Doğan’ın özellikle Digitürk’ü bertaraf etmek için bu oyunu çok hırslı oynayacağını düşünebiliriz.
18 Şubat 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder